REKLAM ALANI

KHA HABERLER

“Ben Hans’ın ağzına bakarak karar vermem.

Hansın ağzına bakmam

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği’nin eleştirdiği idam tartışmasıyla ilgili “Ben Hans’ın ağzına bakarak karar vermem. George’un ağzına bakarak karar vermem, onu iyi bilin. Ben Hakk’a ve halka yönelerek cevabımı veririm. Halkım ‘idam’ mı diyor, parlamentoya gelir, parlamento eğer ‘idam’ diyorsa bana gelir. Ben de böyle bir kararı onaylarım” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Büyükçekmece’deki temel atma töreninde özetle şunları söyledi:

15 TEMMUZ İŞGAL GİRİŞİMİDİR
Türkiye 2 fiili darbe, 2 de darbe operasyonu yaşamıştır. Bunlar halkımızın gönlünde derin izler bıraktı. Bunların hiçbiri 15 Temmuz kadar büyük bir ihanet değildi. Türkiye’nin iradesini dış güçlere peşkeş çekmiş bir güruhun darbe teşebbüsüydü. 15 Temmuz aynı zamanda bir işgal girişimidir. Diğer hiçbir darbe girişiminde devletin silahlarıyla millet katledilmemişti. 15 Temmuz TSK içindeki asker elbiseli hainler tarafından gerçekleştiğinden bir cunta girişimidir. ‘Meydanlara inin’ dediğimde FaceTime’ın bu görüntüleriyle meydanları dolduran milletime şükranlarımı ifade ediyorum.

BEKARA KARI BOŞAMAK KOLAYDIR
Ben Hans’ın George’un ağzına bakarak karar vermem. Ben Hak’ka ve halka yönelerek cevabımı veririm. Halkım idam mı diyor, parlamentoya gelir. Parlamento idam diyorsa bana gelir, ben de onaylarım, bunu açıkladım. Şimdi Avrupa Birliği’ndeki birileri niye idam istiyorsunuz diyor. Sana ne. Demokrasi milli irade değil mi? Milli irade bunu istiyorsa vekiller de bunu istiyorsa yasalara göre Cumhurbaşkanı’na gelir ben de kararımı bu istikamette veririm. Çünkü benim 248 tane şehidim var. Bekara karı boşamak kolaydır. Milli irade ne diyorsa odur. 

DÜKKÂNI KAPATIP GİT DEMEKTİR
Avrupa Parlamentosu’nun aldığı son kararı gördünüz değil mi? Milletime sesleniyorum, şimdi onlar da tekrar izlesin, neymiş efendim ‘Türkiye’de olağanüstü hal varmış, teröristlerin üzerine çok sert gidiliyormuş, teröristleri destekleyenler görevden alınıyormuş, idam cezası tartışılıyormuş, medyaya kısıtlama varmış, vize serbestisinde 72 şarttan 7’si yerine getirilmemiş’, gümrükle ilgili ekonomi ile ilgili tehdit ediyorlar. Türkiye gibi topraklarında neredeyse her gün terör eylemi yapılan bir ülkeye terörle mücadele etme demek aslında dükkanı kapatıp git demektir. Ey Avrupa Parlamentosu siz terör örgütüne çanak mı tuttunuz, hayır olsun. Fransa OHAL’i 3+3+6 ay şeklinde uzattı. Ona böyle bir karar aldınız mı? Türkiye belki bir 3 ay, 3 ay daha uzatacak size ne ya? Bu ülkeyi AP mi yönetiyor, hükümet mi yönetiyor. Size ne! Haddinizi bilin, haddinizi. Bu yol da Avrupa Birliği bizimle olursa hem o hem biz kazanırız. Avrupa Birliği illa başka istikamete gideceğim derse biz de yeni yol arkadaşları bulur ya da gerekirse tek başımıza yolumuza devam ederiz.” 

ERDOĞAN BÖYLE DEDİ: TERÖRİST KÖŞE YAZARI MÜSVEDDESİ
(Erdoğan, Cumuhuriyet gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ı kastederek) İşte bir tane terörist, köşe yazarı, köşe yazarı müsveddesi, 5 yıl 10 aya mahkum oluyor, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıyor ve kaçarak Almanya’ya gidiyor. Almanya’da bunu Alman Cumhurbaşkanı ağırlıyor. Bu ne menem iştir ya ve daha sonra İngiltere’de Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmalarda Türkiyeyi, ‘Bir açık hava gazeteci cehennemine’ benzetiyor, ‘hapishanesine’ benzetiyor. Bu nasıl hapishane ki sen rahatlıkla böyle kaçıp gittin. Demek ki bu ülkede bir hukuk var, seni hapishaneye koymuyor, tutuksuz yargılanmak suretiyle serbest bırakıyor ve sen de kaçıp gidiyorsun. Niye kaçtın? Hadi kalsaydın ya niye kaçtın? Karakter meselesi bu karakter...  Benim için gazetesinin başlığında ‘Diktatör başlığını attı. Diktatörün olduğu bir ülkede sen kaçıp gidebilir misin? Nasıl kaçıp gittin. Eğer bu ülkede diktatör olsaydı sen şu anda kim bilir hangi zindanda olacaktın ama Batı bu işte, Batı bu. Şimdi koynunda bunları besliyor. 

GEZİCİLERE: KAÇ AĞAÇ DİKTİNİZ BİZ MİLYARLARCA DİKTİK
TÜRKİYE özellikle son 3 yıldır bir ateş çemberinden geçiyor. Bu mücadelenin adını doğru koymak lazım. Cumhuriyet’ten sonra yeni bir Kurtuluş Savaşı veriyoruz. Üstelik bu savaşı tek bir cephede değil askeri, siyasi, ekonomik her alanda veriyoruz. Gezi ile milletimizin belli kesimlerindeki çevre hassasiyetini, tehdit algısı ile kaos çıkarmak istediler. Bu ahlaksızlara sorun bu ülkeye kaç ağaç diktiniz? Biz milyarlarca diktik. Taksim’de 13 ağacın yeri değiştirildi. Bunun için neler yapmadılar. Bu saldırıyı bir ayda boşa çıkardık. Ardından 17-25 Aralık emniyet, yargı darbesi geldi. Yani FETÖ. Bu ahlaksızlar ne dediler, yolsuzluk hırsızlık dediler. Ne kadar siyasi ekonomik dinamik varsa hepsine saldırdılar. Yolsuzluk bunlardaydı. Hırsızın ta kendileri, kendileriydi.

Hiç yorum yok

hakaret içeren ve alâkasız yorumlar yayınlanmayacaktır. Hukuki sorumluluk yorum sahibine aittir.